Oyunlar
   
 
  FIKRA

Bindiği Dalı Keser
Hoca merhum, bir gün, bir ağaç keserken, yolcunun biri görür:
“Hey, babalık, bindiğin dalı kesme, sonra karışmam ha!” diye seslenir ama, Hoca’nın bir kulağından girer, bir kulağından çıkar; bir, bir daha indirir baltasını. Derken, dal kırılır, gelir, Hoca da boylu boyunca serlir yere. Gayri yarayı, bereyi, düşünen kim! Hemen koşar adamın arkasından:
“Yahu, sen benim düşeceğimi bildin, öleceğimi de bilirsin; gel, deyiver, Allah aşkına!” diye, adamın yakasına sarılır. Adamcağız ne desin, yakasını hocanın elinden kurtarmak için:
“Bunu bilmeyecek ne var! Şu bindiğin eşek bir yellenirse, canın ağzına gelir; bir daha yellendi mi, canın çıkar vesselam!” deyip, yürüyüverir.
Hoca, odununu yükler, evin yolunu tutar ama, eşek bu, yokuş yukarı bir eşeklik etmez mi, canı burasına gelir Hoca’nın, körolasıca, bir daha o eşekliği yapmaz mı! Hoca’nın iflahı tükenir, yıkılıverir yere. Duyup gelenler, bir iki ah, vah’tan sonra, cenazesini evine kaldıracak olurlar. Çamur, çaylak bir yerden geçerken, “Buradan mı **ürsek şuradan mı **ürsek?” diye hesap, kitap ettiklerini duyunca, Hoca, tabuttan başını uzatır:
“Vallahi, der; ben sağ iken su yoldan gelir giderdim ama, gene de siz bilirsiniz.!”

Bir Pul Eksik Verin
Günlerden bir gün Hoca, bir ırmak kenarında oturup dururken, yedi tane kör gelir: yedi kör ama, yedisi de birbirinden kör. Hani, birbirine değnek olmasalar, şuradan şuraya bir adım atacak gibi değiller. Selam, sabahtan sonra Hoca’ya:
“Aman müslüman, derler; bizi şu karşıya geçir de, gönlümüzden ne koparsa verir, sevindiririz seni.”
Hoca bu, çürük tahtaya basar mı?
“Erenler, ben şimdi üçün, beşin yoluna bakıyorum; yoktan yonga kopmaz ki, gönlünüzden kopanı vereceksiniz, hele elden gelin bakalım!” deyince, pazarlığa otururlar. Aşağı, yukarı derken, her körü bir pula yapıştırırlar. Hoca: “Kısa günün karı bu kadar olur!” deyip paçaları sıvar; kimini omuzlar geçirir; kimini sırtlar, geçirir; geriye körün körü bir kör kalır; onu da geçireyim derken, olur ya, Hoca’nın ayağı bir taşa gelir, nerede ise düşecek olur; güç bela kendini toplayıp düşmez ama, sırtındaki düşer dereye; sürüklenir gider, kimbilir nereye? Ötekiler durur mu? Hoca’nın başına kıyameti koparırlar. Hoca bir sabreder, iki sabreder, üçüncüsünde sabrı takadı biter:
“Bre yaygaracı herifler, der; ne bağırıp çağırıyorsunuz? Siz de bir pul eksik verin!”
Bir Güne Bir Gün
Bir ramazan, Hoca cerre çıkar. Köyün kentin birinde, oruç ağız vaaz ederken, yeri gelir de, İsa aleyhisselamın dördüncü kat gökte olduğunu söyler.
Her şeye akıl, sır erdirmek isteyen kocakarının biri, camiden çıkınca, Hoca’nın peşine yapışır:
“A sarığını sevdiğim, İsa peygamber için böyle iken, böyle demiştin; acaba iki gözüm, orada ne yiyip, ne içer?” demez mi, Hoca’nın tepesi atar:
“Be hatun kişi, der; bir gün şu bizim Hoca ne yer, ne içer diye sormuyorsun da, dördüncü kat gökteki mübareği düşünüyorsun
Birazda Biz Ölelim
Allah’ın sıcak bir gününde, Hoca merhum susuzluktan öyle bir yanmış, öyle bir yanmış ki, adeta dili dışarı düşmüş. Senli benli görüştüğü biri görmüş:
“Hoca efendi, bizimki akşama soğukluk yapmışı; her halde şimdiye kadar buz kesilmiştir. Az-buçuk harareti keser, buyur da, iki kaşık içelim!” demiş; **ürmüş Hoca’yı evine, dayamış bir tencere hoşafı önüne. Ne var ki, kendisi bir kepçe almış; Hoca’nın da bir kaşık vermiş eline. Rahmetlinin kaşığı dolu gidip, boş gelirken, adam kepçe kepçe gövdeye indiriyormuş. Her indirişte de: “Of öldüm!” deyip duruyormuş. Bir, iki derken, hoca dayanamamış:
“Yahu, Allah rızası için, ver şu kepçeyi de, biraz da biz ölelim!” demiş.

Allahın Hikmeti
Nasrettin hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş.Ey Allah ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş deyip uykuya dalmış.Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve Yarabbi sen en iyisini bilirsin demiş. Simdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
Reklam
 
TAKVİM
 

HABER
 
ARAMA MOTORU
 
 
Bugün 3 ziyaretçi (27 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=